Ana içeriğe atla

ARTIK İNTERNETTE YAZIYORUZ...

Artık internet gazetelerinde yazıyoruz...
2007 yılında başlamıştım yazı yolculuğuma.Dile kolay tam 10 sene geçmiş 11.ci seneye giriyorum.4 kitap sığdırdım bu 10 seneye.1400 ü aşkın makale.Onlarca resmi yazı ve toplumsal çalışma.
Örnekleri ilk göz ağrım www.bekirfatihdemirag.net sitesinde mevcut.Appstore da bu adresimin uygulaması da oluşturuldu.Biraz geliştirilmesi gerekiyor kabul ediyorum.:)

www.bekirfatihdemirag.net
Play Store Uygulamam

Aktif bir blogger'im anlayacağınız.
Peki ne oldu da internete düştüm gazetede yazamaz mıydım?
Hemen anlatmaya başlayayım.

Yazardım belki.Bir eş,dost,akraba bulur yazı başı 100-250 TL gibi değişen rakamlarla en kötüsünden yerel bir gazetede yazardım.
İlk etapta bir eş,dost,akraba ile iş görmeyi sevmiyorum.Olumsuz olacağını bile bile yekten kendim başvuruyorum.Kimseye boyun eğmiyorum yani.
2007 yılında bir haftasonu Milliyet Gazetesini okurken,o zamanlar Milliyet Sabah gibi gazeteleri okuyabiliyordum,bana göre kaliteli içeriklere sahiplerdi,Blog yazabileceğimi öğrendim.Milliyet Blog a girdim hesabımı oluşturdum başladım yazmaya.
Çok keyifliydi.Başlarda okunurluğunuz az olsa da sonrasında fanlarınız artınca gurur duyuyorsunuz kendinizle.İnsanoğlu işte tipik.
Yaklaşık 10 kadar yazım muhtelif zamanlarda internet gazetesinde yerini aldı.Bir kez daha gururlandım.Türkiye'nin ulaşabileceği sayfalarda benim de makalelerim vardı.
Yazdıklarım arasında her telden bir ses vardı.
Siyaset,spor,ekonomi,yaşam,toplumsal çalışmalar,aşk-sevgi,resmi yazılar vb.

Bazen tatsız yorumlar aldım.Örneğin bir SGK yazım vardı.Meramımı anlattım.Anladığınız dilden "helal etmiyorum" diye bitirmiştim.Hiç unutmuyorum.SGK görevlisi suç olmasına rağmen benim soyağacımı araştırmış,ödeme bilgilerimi çıkartmış ve yazıma yorum yazmış.Şöyle böyle şu ödemeleriniz var şu erken ödenmiş şu geç ödenmiş gibi.Traji komik aslında.Neden traji komik?Bir SGK görevlisi yazımdan dolayı benim bilgilerime giriyor bakıyor araştırıyor hiçbir izin olmadan.Ve orada kimlik bilgilerim dahil herşey mevcut.Komik cevap verme lüzumunu hissetmiş ki iyi bir gelişme,kurumu adına açıklama gereği duymuş,bazı resmi kurumlar resmi sayı ve numaralı dilekçelere bile cevap verme lütfunda bulunmuyor.

Bir abi,Üsküdarda ikamet ediyordu heralde,dedim ki böyle olmayacak,kargo masrafları benden,sen kütüphanenden 3 kitap gönder bende sana kütüphanemden 3 kitap göndereyim okuyalım ama sonuna kadar,bu görüşlerimize saygı duymamızı geliştirir.Yok cevap vermedi abi.Hala daha Milliyet Blog da yazıyordur,apostrof dediğimiz üstten kelimeleri ayırmayı çok seven bir abimiz...

Devam ettim.Bir ara siyasi yazılarımın yayınlanması 1 haftayı buluyor bazen yayınlanmıyor.Nedeni sormak için girişimlerde bulundum.Verilen cevap gayet netti:
"Yazılarınızı yumuşatın yayınlayalım."
Şimdiiii.Bu yayın politikasında demiyorsunuz siz "yazılarınızın hukuki sorumluluğu size ait" diye.
Düşündüm bundan önce daha sert yazılarım olmuştu.Böyle gitmez dedim.Ayrılmaya karar verdim.
Ayrılış yazışmalarımı yaptım.
Hesabımı sildim.
Kendi internet sitemi,blog sitemi kurdum.Buralarda yazmaya devam ediyorum.

Benim gibi birçok yazar,blogger internet gazetelerinde ,blog sitelerinde yazıyor.Twitter ve Facebook ta Offical Account dediğimiz resmi hesaplar açıp,yazılarını burada paylaşıyor,kitleler tarafından okunmasını sağlıyor.

Bizleri bu yola iten ne peki? Özgür olmamız.Bizi dizginleyen bir editörümüz yok.Bir yayın sorumlumuz yok.Bize belli düşünceleri dikte edip bu minvalde yazmamızı isteyecek kimse yok.Para kazanıyor muyuz peki?
Birçoğumuz kazanmıyoruz.Kazanan var elbette.
Herkes ama herkes bir arayış içerisinde.Bu yazılarını ve etrafındaki kitleyi kitaplarının tanıtımı için kullanan var.Günümüzün popüler mesleği kişisel gelişim uzmanlığı seminerleri verirken takipçi sayısının artması için reklam veren var.Var ki var.Bu arayışlar bitmiyor.Çok da doğal karşılıyorum bu arayışı.

Ülkemizde besteci ve şarkıcıların kurmuş olduğu birçok birlik var.Örneğin;
MESAM(Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği)
MÜYOR-BİR(Müzik Yorumcuları Meslek Birliği)
MÜ-YAP(Müzik Yapımcıları Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği)

Eee Yazarlar Birliği,Kitap Yazarları Vakfı,Bloggerlar Birliği,Türkiye Blog Yazarları Derneği???
Yok.
Bir Yazarlar Birliği vardı,bu arkadaşların da faaliyetleri gazete ve televizyonlara yansıdı.

Birçok ünlü yazara yazdım.İletişim kurmak istedim.Başta Sn.Yılmaz ÖZDİL olmak üzere.Gerçek Mustafa Kemal ATATÜRK'ün izinde,çağdaş bir yazarlar derneği ve/veya vakfı kurulması için.
Yazarların,şairlerin telif haklarını elde etmesi sıkıntılı.Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yazarların telif haklarının verilmesi,korunması ve kollanması hakkında ciddi bir revizyona gitmesi,kapsamlı bir çalışma yapması gerekiyor.Eserlerimiz çalınıyor,kopyalanıyor,korsanca satılıyor.

Üretmek isteyen insana destek verilmesi gerekiyor.
Üreten insanın özgür olması gerekiyor.

Bu yüzden gazetelerde yazamıyoruz.Dergilerde bir arkadaşımız,eşimiz,dostumuz olmaz ise köşe sahibi olamıyoruz.Ürettiklerimizden maddi kazanç elde edip hayatımızı idame ettiremiyoruz.

Yine İNTERNETTE YAZIYORUZ.Ve belki de HEP İNTERNETTE YAZIP PAYLAŞMAYA devam edeceğiz.

Yorumlar

Popüler Olanlar

Just Wright / Doğru Hamle

Basketbolseverler ekran başına. Basketbolu aşkla birleştiren bir film daha.Konu klasik ama her dönem bu tarz filmler izleyiciyi çekmiştir ekran başına. Başarılı bir basketbolcunun kariyeri ile gerçek aşkı arasındaki gelgitlerini anlatıyor. Bir kadının sevdiği takdirde neler yapabileceğini izliyorsunuz. Genelde Amerikan sinema filmlerinin isim çevirileri her zaman çok ilgimi çekti.Bu filmin ismi de uyarlanmış her zamanki gibi Türkçeye. Filmde giriş gelişme ve sonuç gibi teknik konulara takılmayın.Benim gibi özellikle sonuç bölümüne dikkat eden bir insan bile bu filmde bu detaylara takılmadı. Filmin puanı 7,25/10. İyi seyirler dilerim. (not:film yorumlarımı www.sinemalar.com sitesinden takip edebilirsiniz.)

Eğer Konuşuyorsam Yaşıyorum Ben...

Yüksek katılımla Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin,Devletimizin 12.Cumhurbaşkanını seçtik.Biz seçtik ,hepimiz.12 sene önce nasıl iktidar koltuğunu hediye ettiysek şimdi de Cumhurbaşkanlığı koltuğunu sunduk Sn.Erdoğan'a. Bir süre izledim. Başka bir yerde ikamet etmek isteyebilir,yıllardır sembolümüz olan Devlet ciddiyetininde sembolü olan Çankaya Köşkünün üstünü kalemle çizmiş olabilir. Kendisi ne yapmalı?Bana göre kafamdaki Cumhurbaşkanı modeli sabit ama Sn.Erdoğan bu modelin tüm temellerini yıktı.Sil baştan bir Cumhurbaşkanlığı modeli ortaya koymaya başladı. İnanamadım. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde herhalde ilk defa Cumhurbaşkanı'nın hemen bir iki adım arkasında Cumhurbaşkanı Yaver'i değilde akrabası koruma müdürü var.Cumhurbaşkanı Yaveri Sn.Albay kalabalık içerisinde kendisine yer bulmak için o kadar efor sarfediyor ki. Oysa ki Süleyman Demirel,bilhassa Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül beyefendilerde veya öncesinde merhum Turgut Özal,Kenan Evren,Fahri Korutü...

İktidarsızlığın Manifestosu/28.03.2015 tarihli yazım

28.03.2015 tarihinde www.bekirfatihdemirag.net adresinde yayımlanan yazım... Gün geçmiyor ki ülkemizde deprem niteliğinde bir gelişme yaşamayalım. YENİ TÜRKİYE söylemleri ile birlikte uygulamaları da hayata geçti. Peki bu YENİ TÜRKİYE nasıl bir TÜRKİYE,geleceğe bu iktidar mı yön verecek? Osman Pamukoğlu olayı,DSP'nin dibe vurdurulması,CHP'nin karıştırılması,Diyarbakır'da yaşanan özerklik simgesi miting,propoganda ve uygulamalar,Deniz Baykal'ın kaset olayı,Cemaat ve AK Parti restleşmesi,sürekli bir parti kurulması. Türkiye Cumhuriyeti çok farklı bir mecraya sürükleniyor. Terörist başı öcalan'ın kitlelere mektup ile seslenmesi,yıllar önce "düz ovada siyaset" isteyenleri memnun etmiştir heralde. "Kürtçülük Siyaseti" ile "Amerikan Emperyalizmi" ve İsrail'in "dünyayı yönetimi" "paralel" ilerliyor. Gündem her gün değişiyor.Domuz gribi,seçim,atamalar,protestolar vb. Her gün eski Türkiye'den biraz da...